Kan

Paylaş

kanYetişkin bir insanın kanında, cinsiyete bağlı olarak yakalşık 4-6 milyon eritrosit bulunur. Bu hücreler kemik iliğinde oluşturulur ve kana salınırlar. Oluşumları böbrekten salgılanan bir hormon (eritropoetin) tarafından tetiklenir. Genç eritrositlerin (retikülosit) miktarı kanın yenilenme oranının göstergesidir. Eritrositler yaklaşık 7,5 μm çapları olan, iki tarafı içbükey, çekirdeksiz disklerdir. Çok küçük damarlara girebilmek için deforme olabilme özelliğine sahiptirler. 1/3 lük bölümleri kırmızı renkli kan pigmenti olan hemoglobinden oluşur ve bu madde oksijen ve karbondioksit taşıma fonksiyonundan sorumludur. Eritrositlerin kandaki ömrü 120 gün civarındadır ve dalakta parçalanarak metabolize edilirler.

Trombositler (Plateletler):

Kanın her μl.sinde 150000-400000 arasında trombosit bulunur. Bu hücreler kanamayı durdurmaya yararlar. Damardaki bir yaralanmadan 2-6 dakika sonra plateletler yaralı bölgede üstüste yığılır ve henüz kalıcı olmayan bir yara kapatıcısı görevi görürler. Bu olay eş zamanlı olarak kan pıhtılaşmasının karmaşık prosedürünü tetikler. Yaklaşık 5*7 dadika süren pıhtılaşma süresi bazı ilaçlarla (heparin, kumarin) engellenebilir. 9-10 günlük bir yaşam süresinden sonra trombositler çoğunlukla dalakta parçalanırlar.

 

Lenfositler:
eritrosit
Lenfositlerin çapı 7-12 μm.dir. T ve B lenfositler olarak 2 gruba ayrılırlar. T lenfositler özellikle virüs ve mantar enfeksiyonlarına karşı vücut savunmasında önemli rol oynarlar. Ayrıca tümörlere karşı ve organ naklindeki ret reaksiyonlarında savunma mekanizmasının çok önemli bir kısmını oluştururlar. Gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarından sorumludurlar ve hücre büyümesini kontrol eden maddeler oluşturarak (interlökinler, interferonlar) bağışıklık sistemini uyarırlar. B lenfositler yine vücut savunmasında görevli immunglobülinleri (IgA, IgD, IgE, IgG, IgM) oluştururlar. IgE erken tip aşırı duyarlılık reaksiyonlarından sorumludur.

 

Granülositler:

Granülositlerin çapı 10-17 μm dir. Boyanma özelliklerine göre 3 gruba ayrılmışlardır: nötrofilik, bazofilik ve eosinofilik granülositler. Nötrofilik granülositler bakteriyel toksinler ve bunların parçalanma ürünlerine duyarlıdırlar. Bakterileri, yabancı maddeleri ve ölü hücreleri yakalayıp yok ederler. Bu süreçte kendilerini de yok ederek irin oluştururlar. Bazofilik granülositler histamin salgılayarak erken tip allerjik reaksiyon oluştururlar. Eosinofilik granülositler ise allerjik reaksiyonlarda ve parazit istilalarında önemli rol oynarlar.

 

Anemi (Kansızlık):

Kırmızı kan hücresi sayısının, kırmızı kan pigmenti hemoglobinin ya da tüm kan hacmindeki kan hücresi oranının azalması durumuna anemi denir. Aneminin nedenleri 3 grupta toplanabilir: 1- Kan kaybı nedeniyle olan anemiler 2- Doğuştan, enfeksiyona veya zehirlenmelere veya otoimmun hastalıklara bağlı olarak eritrosit veya hemoglobin oranının azalmasıyla ortaya çıkan anemiler 3- Eritrositlerin metabolik parçalanmasında veya hasarlanmasındaki artış nedeniyle oluşan anemiler. Olası anemi nedenleri arasında en sık gözlenenlerden bazıları demir eksikliği, B12 vitamini ya da Folik asid eksikliği, demirden yararlanma bozuklukları, kan oluşumunda önemli rol oynayan eritropoetin hormonu eksikliğidir.

 

Kan Oluşumu:

Lenfositlerin dışında kan hücreleri yassı kemiklerin, kısa kemiklerin ve yuvarlak kemiklerin ekleme yakın uçlarındaki kırmızı kemik iliğinde oluşurlar. Tüm kan hücreleri aynı kök hücreden meydana gelirler. Kopyalanmalarından ve olgunlaşmalarından sonra kan hücreleri kana geçer veya depo edilirler. Lenfositlerin ise yalnızca bir kısmı kemik iliğinde üretilir. Bu hücreler olgunlaşır ve lenfatik organlarda ( lenf düğümleri, dalak, timus ) çoğalırlar.

 

Kan Sayımı:

Kan sayımı birçok tıbbi olayı belirlemeye yarayan rutin bir incelemedir. Kan örneğinden alınan bir damla kan yayma oluşturmak amacıyla kullanılır. Daha sonra mikroskop altında kan hücreleri sayılır ve miktarları saptanır. Buna ek olarak hemoglobin miktarı, tam kandaki kan hücrelerinin yüzdesi (hematokrit) ve kan hücrelerinin boyutları, hacimleri ve hemoglobin içerikleri ölçülür. Geniş kan sayımında beyaz kan hücrelerinin pek çok alt grubu ayrıştırılır ve sayılır. Nötrofilik granülositlerin olgunlaşma seviyeleri belirlenir.

 

Eritrosit Sedimentasyon Oranı (ESR):

ESR bir hastalığın olup olmadığını anlamaya yarayan spesifik olmayan bir testtir. Testin amacı eritrositlerin çökme hızını ölçmektir. Normal ESR erkeklerde saatte 3-8 mm, kadınlarda 6-11 mm.dir. 2 saat sonundaki normal değerler erkeklerde 5-12 mm, kadınlarda 6-20 mm şeklindedir.

 

 

Ayrıntılı kan sayımı ve periferik yayma:
lenfositlerinKan sayımı sırasında olgunlaşmamış nötrofilik granülosit formlarına rastlanmasına sola kayma denir. Bu durum enfeksiyonlarda, iltihap ve cerahat varlığında gözlenir. Lösemilerde de kan sayımında
olgunlaşmamış başlangıç aşamalarında granülositler gözlenir.

 

 

 

Lösemiler:

Bu kötü huylu hastalık kemik iliğindeki bir grup beyaz kan hücresinin kontrolsüz büyümesiyle ilişkilidir. Hücreler birkez kana karıştıktan sonra kontrolsüz büyüme ve artış burada da devam eder. Anormal üretimdeki artış normal kan üretiminin bastırılmasına neden olur. Bu hastalığın akut ve kronik formları vardır. Kronik lenfositik lösemi(KLL) en sık görülen ve en az kötü huylu olan lösemi türüdür. Kronik myelositik lösemi (KML) orta yaşlarda aşamalı şekilde başlaması ve tedavi şansının az olması ile karakterizedir. Akut tip lösemi genellikle çocuklarda lenfositik lösemi (ALL), erişkinlerde ise myeloid lösemi şeklinde karşımıza çıkar. Çocukluk çağındaki lösemilerin tedavi şansı yüksektir.

(Beyaz küre hastalıkları ile ilgili semptomlar resmi)

 

Kan Grupları:

kan_grupEritrositlerin spesifik yüzey antijenlerine göre 4 tane kan grubu tanımlanmıştır; A, B, AB ve O. Her kan grubu yabancı yüzey antijenlerine karşı antikor bulundurur. Yani A grubu B grubuna karşı, O grubu A ve B ye karşı antikor bulundururken, AB grubu antikor bulundurmaz. Eğer kan nakli sırasında antikorlar kendilerine uyan antijenlerle karşılaşırlarsa, bu eritrositlerin hayati tehlike yaratacak şekilde kümelenmelerine neden olur. Eğer alıcının kanı vericinin kanına karşı antikor bulunduruyorsa, bu uyumsuzluk reaksiyonu daha şiddetli olur. Kandaki Rhesus(RH) faktörü bir başka uyumsuzluk faktörü olabilir. Örneğin Rh (-) annenin antikorları, Rh(+) bebeğin kanıyla temasa geçerse kan uyuşmazlığı denilen tablo ortaya çıkabilir.

 

Monositler:

Monositlerin çapları 12-20 μm dir ve bu yüzden en büyük kan hücreleri monositlerdir. Kanda 1-2 gün kalıp daha sonra çeşitli organlara göç ederler. Burada makrofajlara dönüşürler ve en önemli görevleri yabancı maddeleri yakalayıp fagositoz yoluyla yok etmektir.

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *