Sağlık Blogu

Yağlı Karaciğer (Siroz)

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Yağlı Karaciğer (Siroz) Nedir ve Kimlerde Görülür?

Karaciğerimiz

Yağlı Karaciğer (hepatosteatoz), yani siroz, karaciğerin kendi ağırlığının en az %5 fazlası kadar yağ içermesi anlamına gelir. Bu durum klinik olarak karşımıza alkole bağlı olan ve daha sıklıkla karşılaştığımız alkole bağlı olmayan hepatosteatoz olmak üzere iki şekilde çıkabilir. Nonalkolik karaciğer yağlanması tüm yaş grupları ve etnik gruplarda görülebilir. Genel populasyonda görülme sıklığı ise %14-30 civarındadır.

Temel olarak insulin direncinin eşlik ettiği her durum nonalkolik hepatosteatoz için risk faktörüdür. Karaciğer yağlanması, erkeklerde kadınlardan daha fazladır ve görülme sıklığının vücut ağırlığından bağımsız bel/ kalça oranı ile ilgili olduğunu bildirilmiştir. Ülkemizde yapılan METSAR araştırmasında Metabolik Sendromluların %70-80’inde Nonalkolik karaciğer yağlanması görülmüştür.

Yağlı Karaciğer Neden Olur?

Yağlı karaciğeri, vücut çok fazla yağ ürettiğinde ya da yağı yeterince hızlı metabolize edemediğinde ortaya çıkar. Fazla yağ, yağlı karaciğer hastalığını oluşturmak üzere biriken karaciğer hücrelerinde depolanır. Yüksek yağlı, yüksek şekerli bir diyet yemek doğrudan yağlı karaciğere neden olmayabilir, ancak buna katkıda bulunabilir.

Karaciğer yağlanması için risk faktörleri; en önemlisi aşırı alkol tüketimi (kadında günlük 2 bardak erkek de 3 bardak), Obezite, Abdominal Obezite , Tip 2 Diyabet, Hiperlipidemi, Metabolik Sendrom, Sedanter Yaşam ,İlaçlardır.

Yağlı Karaciğer – Siroz

Tedavi Yöntemleri

Yağlı karaciğer hastalığı erken tanı konulması ile ilerleyip siroza ve karaciğer yetmezliğine neden olacak düzeye ulaşmadan yaşam tarzı değişiklikleriyle çözülebilen geriye dönüşebilir bir durumdur. Alkol tüketimine limit getirmek ya da alkolü tamamıyla bırakmak, kolesterol düzeyini kontrol altına almak, kontrollü şekilde kilo vermek, kan şekerini kontrol altında tutmak, sağlıksız beslenme alışkanlıklarından uzaklaşmak, düzenli egzersiz yapmak, yüksek oranda yağ ve şeker içeren gıdalardan uzak durmak, taze meyve, sebze ile tam tahılları tüketmeye özen göstermek, kırmızı et yerine, daha az yağlı olan tavuk ya da balığı tercih etmek bu değişikliklerden bazılarıdır.

Hastalık Belirtileri

Karaciğer yağlanmasının spesifik bir klinik bulgusu yoktur ve çoğu kez asemptomatik seyreder. Laboratuvarımızda yapılan karaciğer fonksiyon testlerinin kanda ölçümü, serum aminotransferaz(AST, ALT) veya alkalin fosfataz(ALP) düzeylerinde hafif yükseklik belirlenmesi. Alkolik karaciğer yağlanmasında ise γ-glutamiltransferase (GGT) normalin 2 katına çıkması tanı için önemli bulgulardır. Ayrıca laboratuvarımızda yapılan üst karın ultrasonografisi ile karaciğerin görüntülenmesi ile karaciğer yağlanması yüksek doğrulukta tespit edilebilir. Kesin tanı (Basit yağlanma mı?) karaciğer biyopsisi ile konur.


Lipid Paneli Testleri İçin Açlık Gerekli Mi?

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Lipid Paneli Açlık Gereksinimi İle İlgili Bilimsel Araştırmalar

Lipid paneli testleri için açlık gerekli mi?

Açlıkta ve toklukta çalışılabilecek testler hala önemli bir araştırma konusudur. Yemek yemeden önce kan verilmesi gerekliliği birçok kaynakta vurgulanan Lipid paneli testleri (Trigiliserit, LDL, VLDL,HDL, non-HDL) için Avrupa Ateroskleroz Derneği ile Avrupa Klinik Kimya ve Laboratuvar Tıbbı Federasyonu (European Atherosclerosis Society and European Federation of Clinical Chemistry and Laboratory Medicine) açlıkta ve toklukta ölçülen kolesterol düzeyleri arasında klinik olarak anlamlı bir farklılığın olmadığını yönelik kanıtların ağırlık kazandığı yönünde görüş belirtmiştir.

2009 yılından beri Hollanda tokluk kanı ile Lipid panelinin değerlendirilmesini uygulamaktadır, daha sonraki yıllarda İngiltere Ulusal Sağlık ve Bakım Merkezi (National Institute for Health and Care Excellence) tokluk lipidi düzeylerine onay vermiştir.

2013 yılında   Amerikan Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kalp Derneği ( the American College of Cardiology ve the American Heart Association) kardiyovasküler riskin değerlendirilmesi için tokluk kanı ile elde edilen lipid değerlerinin kullanılabileceğini ancak yine de hastaya statinin tedavisi uygulanmadan önce sabah yemek yeme öncesi alınan kan ile lipid panelinin görülmesi gerektiği görüşünü yayınlamışlardır.

Birçok çalışmanın zaten açlık tokluk kanlarındaki lipid düzeyleri arasında klinik olarak anlamlı bir fark olmadığını ortaya koyduğunu belirten panelin önerisi açlık kanından takibi yapılan yüksek trigliserit düzeyine sahip hastalar, tokluk kanında trigliserit düzeyi yüksek çıkan hastalar, ciddi hipertrigliseridemi için ilaç alan hastalar dışında tokluk kanından lipid paneli çalışılmasında sakınca bulunmadığı yönünde olmuştur.

Açlıkta Çalışılması Gereken Testler

Aşağıda açlıkta çalışılması gereken testlerin bir listesi yer almaktadır.

  • Apo A
  • Apo B
  • Beta Karoten
  • C-Peptid
  • Çinko
  • Demir
  • Demir bağlama kapasitesi (TIBC)
  • Folik Asit
  • Fosfor
  • Glukoz (Açlık Kan Şekeri)
  • Growth Hormon
  • Homosistein
  • İnsülin (Açlık)
  • Leptin
  • Lipoprotein Elektroforezi
  • Osteokalsin
  • PTH
  • Safra Asitleri (Açlık)
  • Transferrin Satürasyonu
  • Vitamin A (Retinol)
  • Vitamin B1 (Tiamin)
  • Vitamin B2 (Riboflavin)
  • Vitamin B6 (Pridoksin)
  • Vitamin C (Askorbik a.)
  • Vitamin E (Alfa-tokoferol)

Grip İçin Alarm Zilleri Çalıyor

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Hastalığa yakalanmış bir bebek

Grip Nedir?

Grip sıklıkla soğuk algınlığı ile karıştırılan, influenza adı verilen bir virüsün neden olduğu mevsimsel, yaygın, bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır.

Influenza Virüsü Tipleri

Influenza virüslerinin üç ana tipi vardır; İnfluenza A, Influenza B ve Influenza C. Tip C oldukça hafif enfeksiyona neden olurken, A ve B tipleri her yıl insanlar arasında hızla yayılan mevsimsel grip hastalığına neden olur. Ancak en yaygın salgınlara neden olan Influenza A virüsüdür.

Bu virüsler üzerlerinde bulunan iki tip proteinin (Hemaglütinin ve Nöroaminidaz) çeşidine göre farklı alt türlere (suşlara) ayrılır. H ve N harfleriyle gösterilen bu proteinlerin tiplerine göre virüs suşları H1N1, H3N2, H1N2 gibi farklı isimlerle anılır. Mesela 2009 yılında ortaya çıkan domuz gribi salgınından sorumlu olan grip virüsü Influenza A H1N1 virüsüdür. Influenza virüslerinin bir diğer özelliği de hızlı mutasyona uğramaları ve her yıl kendilerini değiştirmeleridir.

Grip Belirtileri ve Hastalık Süresi

Hastalık ani bir şekilde başlar. Üşüme , titreme, baş ve kas ağrıları ile öksürük, boğaz ağrısı, gözlerde sulanma, burunda tıkanıklık hafif akıntı şeklinde kendini gösterir. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; kronik hastalığı olan kişiler,(diyabet, kronik böbrek yetmezliği hastaları gibi), yaşlılar, çocuklar ve hamilelerde tedavi daha uzun sürmektedir. Bu hastalık ABD’de yılda ortalama 36.000 kişinin ölümünden sorumludur bu kanserin sebep olduğu ölümlerden bile fazladır (Meme kanseri:40.000 kişi, Prostat kanseri:27.000 kişi).

Güncel İnfluenza Görülme Sıklığı ve Suşları

Dünyada influenza pozitif test edilen solunum örneklerinin yüzdesi

Her yıl mevsimsel farklılıklardan dolayı bazı ülkeler takip edildiğinde alarm zilleri duyulabilir. Bu ülkeler kış mevsimini dünyanın geri kalanından önce geçirdikleri için onlarda görülen suşlar dünyanın geri kalanında da baskın suş olarak görülür. Avustralya bu ülkelerden biridir. Çok kötü bir yıl geçiren Avustralya’da 2017 yılı kış aylarında (Güney yarım kürede olması nedeniyle Haziran, Temmuz, Ağustos ayları) görülen vakalar bir önceki yılın aynı döneme göre 2,5 kat artış göstermiş ve ağırlıklı olarak H3N2 suşu tespit edilmiştir. H3N2 suşu domuzlarda görülen, insanda rastlanmayan bir virüs alt tipidir. Genel olarak insanda görüldüğü zaman ise pandemiye neden olur.

Gripten Korunmanın Yolları

Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşılamadır. Grip aşısı, mevsimsel grip nedeniyle hastane yatışlarını ve ölüm oranlarını önemli oranda azaltır. Eylül-ekim aylarında ya da en geç kasım ayında aşının yaptırılması gerekmektedir. Grip virüsünün antijenik yapısı sürekli değişim gösterdiği için koruyuculuğu %100 değildir. Ayrıca bu yıl üretilen aşıların Avustralya’da gözlenen H3N2 suşu ile uyumlu olduğu ama daha az etkili olduğu ve daha ağır bir grip tablosuna neden olduğu gözlenmiştir.


Çocuklarda Gıda İntoleransı ve Pinner Test

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Pinner Test Junior

Bazı gıdalar, hatta bazen çocuğumuza çok yararlı olduğunu düşündüğümüz herhangi bir gıda, gıda intoleransı nedeniyle çocuğumuzu hasta ediyor ya da ona kilo aldırıyor olabilir.

kids

Gıda intoleransı nedir?

Yediğimiz ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bazı besinlerin yeterince sindirilememesinden; yani enzim dediğimiz maddelerin genetik ya da sonradan edinilmiş bir nedenle o besini sindirilecek kadar küçük parçalarına ayrılamamaları nedeniyle; vücudumuz o gıdaları tanıyamayarak birer yabancı madde gibi görmekte, onlarla savaşmaya çalışmaktadır. Bu durum aynı besin alındığı sürece artarak devam eder ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına; böylece birçok nedeni anlaşılamayan hastalığa neden olur. Buna gıda intoleransı diyoruz.

pinner_test_junior

Gıda alerjisi ile gıda intoleransı farklıdır.

Gıda alerjisinde IgE tipi antikorlar salgılanır. Bu antikorlar histamin salgılanmasını sağlayarak kaşıntı kızarıklık, hapşırma, öksürük gibi belirtilerle bize alerji sinyalini verir. Alerjinin nedeni kolayca anlaşılır. Alerji tedavi edilemez; ancak antihistaminik ilaçlar ve o maddeden uzak kalma ile belirti ve rahatsızlık engellenebilir.

Oysa gıda intoleransı sinsidir. Kedini hemen belli etmez. Zaman içinde spesifik reaksiyonlara neden olarak daha genel sağlık sorunları yaratır. Üretilen antikor türü IgG’dir.

Büyükler için üretilen Pinner Test (gıda intoleransı testi) artık gelişme çağında bu sorundan daha çok etkilenebilecek çocuklar için özel olarak da üretiliyor.

Çocuklarda gıda intoleransının belirtileri nelerdir?

Çocuklarda gıda intoleransı aşağıdaki ve benzeri semptomlar ile ortaya çıkabilir:

  • Bağışıklık sisteminde zayıflama
  • Kabızlık
  • Mide ve barsak problemleri
  • Karında şişlik
  • İshal
  • Cilt problemleri
  • Obezite (aşırı şişmanlık)
  • Huzursuzluk
  • Uykusuzluk veya sürekli uyku hali
  • Akne
  • Baş ağrısı
  • Sürekli grip olma

 

Test nasıl yapılır ve sonuç süresi nedir?

Test, laboratuvarımızda parmaktan kan alınarak yapılmakta ve 15 gün içinde açıklamasıyla beraber sonuçlandırılmaktadır.

Detaylı Bilgi için Arzum İncegül (0312 468-7045)

 

Pinner Test ile incelenen gıdalar

PINNER JUNIOR ILE INCELENEN GIDALAR


H1N1 ve Influenza Virüsleri

Sağlık Blogu Yorum yaz  

H1N1 Virüsü ve Influenza Virüsleri Konusunda Bilgilerimizi Tazeleyelim
influenzafigure1Influenza, yani grip virütik bir hastalıktır. A, B ve C olarak üç tip grip mevcuttur. Bunlardan A tipi, insanlarda yaygın olarak görülen virüs tipidir. A tipi virüs, virüs yapısının üzerinde ve çekirdeğinde bulunan yapılarına göre alt gruplara ayrılır. Bu virüs yüzeyindeki Hemaglutinin (H) ve Noroaminidaz (N) glikoproteinlerinin yapılarına göre isimlendirilmektedir. Bu nedenle 16H(H1-H16) ve 9N(N1-N9) tiplerindeki A virüsü en yaygın görülen tip olmakla beraber H1, H2, H3, H5, H9 ve N1, N2 virüs tiplerinin kombinasyonu da görülmektedir.

Domuzlarda görülen H3N2 virüsü insanlarda görülmese de bunun bir tipi olan H3N2v insanlarda görülmektedir. H1N1 tipi virüs (Swine Virüs=SIV) domuzlarda ve kümes hayvanlarında saptanmış ve 2009’da bu çiftliklerde çalışan insanlarca dünyaya yayılmış daha ölümcül ve şiddetli A virüs tipidir. Son yıllarda uygulanan aşılarda H1N1 virüsüne ait suslar da bulunmaktadır.

Enfeksiyonun Varlığı Laboratuvarda Nasıl Araştırılmaktadır? 

Virüsün pandemik, yani salgına neden olan tipi PCR (Polimeraz Chain Reaction) ile kanda araştırılmaktadır. H1N1 virüsü negatif bulunsa dahi yukarıda belirtilen diğer virüslere ait 11 virüs ve bakteri de saptanabilmektedir. Ayrıca laboratuvarımızda hızlı tanı için Influenza A hızlı antijen testi yapılmaktadir. PCR testi kadar kesin olmasa da ilk analiz ve maliyet açısından H1N1 ile, ayrıca H3N2 varlığı konusunda enfekte kişiyle karşılaştıktan yaklaşık 3-4 gün sonrasından itibaren, %98 oranda doğru sonuç vermektedir. Testin çalışma süresi 15 dakikadır. Test için burundan sürüntü alınmaktadır.

Enfeksiyona Yakalanan Kişilerde Ne Gibi Belirtiler Olmaktadır?

  • 38 C’ yi aşan ateş
  • Boğaz ağrısı
  • Baş ağrısı
  • Vücut ve adele ağrısı
  • Burun akıntısı
  • Öksürük Solunum güçlüğü
  • Kusma
  • İshal

 

Enfeksiyon Belirtileri Gördüğümüzde Hangi Yolu İzlemeliyiz?

  1. Laboratuvarda Real Time PCR testini yaptırmak
  2. Test pozitifse hastayı antiviral tedaviye başlatmak üzere hastaneye yatırmak
  3. Test negatifse hastayı diğer virüs kliniği yönünden izlemek
  4. Test negatif ve hastalık 5 günden fazla yüksek ateş, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı nefes darlığı, bilinç bulanıklığı izleniyorsa hastayı yine hastaneye yatırmak gerekir.

Enfeksiyondan Nasıl Korunabiliriz?

Normal grip enfeksiyonundan korunma yolları olan tüm önlemler bu virüs için de geçerlidir. Sık sık ellerin yıkanması, enfekte kişilerden uzak durma, yaşanılan iş ve ev ortamini temiz tutma, mümkün olduğunca el sıkışmama korunmak için yeterlidir. Günlük temizlikte kullanılan deterjanlar, 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu virüsün ortamdan uzaklaştırılması için yeterlidir. Hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol de virüsün öldürülmesini sağlamaktadır. Grip virüsünü taşıyan hastalara ait malzemeler yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır.

Virüsün bulaşmasını engellemek için basit cerrahi maske kullanılabilmektedir. Bu tür maskeler öksürük, aksırık yoluyla ortama yayılan damlacıkları tutmada yeterli olmaktadır.

 


Ebola Virüsü

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Ebola Virüsü Nedir?

Ebola Virusİnsanlarda ve insan evrimi ilkel canlılarda ateşli seyredan ve birçok farklı hastalığa yol açabilen RNA şeklinde çoğalan tehlikeli, ölümcül bir virüstür.

1976 yılında saptanmış ve Afrika ülkelerinden yayılmıştır. İlk görüldüğü coğrafya nedeniyle adını Zaire’deki Ebola nehrinden almıştır. Ebola virüsünün doğal kaynağı henüz anlaşılamamıştır; ancak araştırmacılar enfeksiyonu olan bir hayvanla temas yoluyla insanda görüldüğü ve yayıldığı düşünülmektedir.

Genetik mutasyonlarına göre farklı ülkelerdeki tipleri farklı isimlerle anılmaktadır.

5 tipi vardır:

  1. Bundibugyo (BDBV)
  2. Zaire (EBOV)
  3. Reston (RESTV)
  4. Sudan (SUDV)
  5. Tai (TAFV)

Afrika’da en çok görülen, yayılan ve tehlikeli olanlar BDBV, EBOV ve SUDV’dir.

Ebola Virüsü Nasıl Bulaşır?

Ebola_virus_emEbola virüsü, bu virüsü almış kişilerin vücut sıvılarına bulaşmak veya kanlarına temas yoluyla alınır. İnkübasyon süresi 8-10 gündür. Semptomlar görüldükten hemen sonra hasta virüsü yaymaya başlar. Hatta ölse sonra bile virüs etkin kalır ve bulaşma riski devam eder. Ebola hava, su ya da gıdayla geçmez. Bunun yanında, gıda amaçlı avlanan hayvanların etleriyle temas ile geçmesi mümkündür. Ayrıca enfeksiyonlu kişilerin hazırladığı gıdalarla da bulaşabilir.

  • Enfekte bir kişinin salgısıyla doğrudan temas
  • Enfekte salgı bulaşmış cisimlerle doğrudan temas
  • Virüsten ölen kişinin bedeni ile (örn: definlerinde cenazeyle) doğrudan temas
  • Hasta, hatta hastalığı daha once geçirip iyileşmiş erkek hastaların spermleriyle temas (5-6 hafta bulaşma riski devam eder)
  • Hastane enfeksiyonları (Hastane çalışanlarının kendilerine ve hastane ortamına karşı dikkatsiz davranması)

 

Ebola Enfeksiyonunun Belirtileri Nelerdir?

  • 38,5 derece üzerindeki ateş
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Adele, eklem ve kas ağrıları
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • İshal
  • Kusma
  • Karın ağrısı
  • İştahsızlık
  • Göğüs ağrısı
  • Yutkunma zorluğu
  • Vücutta açıklanamayan kaşıntı, kanama ve kızarıklıklar
  • Gözlerde kızarma, kaşıntı
  • Hıçkırık
  • Öksürük

Belirtiler virüsün bulaşmasından ortalama 8-10 gün sonra (daha geniş aralıkla 2-21 gün sonra) görülebilir.

Ebola’nın Laboratuvar Bulguları Nelerdir?

  • Düşük lökosit
  • Düşük trombosit
  • Yüksek  karaciğer fonksiyon testleri
  • Böbrek  fonksiyon testlerinin bozulması

Virüs, özellikle ateş olarak kendini gösteren belirtilerden 3 gün kadar sonra, 3-10 gün içinde kandan Real Time PCR testi ile saptanabilmektedir.

Ebola’ya Karşı Nasıl Önlem Alabiliriz?

  • Her bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi ellerin sürekli iyi olarak yıkanması
  • Ölü  veya hastalıklı hayvanlarla temas edilmemesi
  • Vahşi hayvan eti yenmemesi
  • Sağlık çalışanlarının  hijyenik koşulları hem şahsi, hem de çevre korunma açısından sağlaması

 


Accuvein ile kan aldırmak artık çok daha kolay!

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Damarınızın bulunamaması, kan aldırırken defalarca kolunuza batan iğneler tarih oluyor.

Accuvein teknolojisi ile artık damarlarınız kolayca görebiliyor, kanınızı tek bir seferde, en doğru noktadan alabiliyoruz.

Accuvein cihazının nasıl çalıştığını görmek için lütfen aşağıdaki videoyu izleyin:


AIDS

Sağlık Blogu Yorum yaz  

AIDS Nedir? Nasıl Bir Hastalıktır?

aidsAIDS bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Mikrobu HIV adı verilen virüstür. HIV girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Direnci azalan vücutta, HIV’nin etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplarda hastalıklara neden olurlar.

HIV Pozitif Nedir?

Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi = ELISA testi pozitif) kişilerdir.

AIDS Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 5-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4T hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar.

Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. Kesin tanı için anti-HIV testi yapılır.

HIV Nasıl Bulaşır?

Cinsel ilişki, kan ve anneden bebeğine olmak üzere üç yolla bulaşır.

Cinsel ilişki ile bulaşır: Korunmasız cinsel ilişki ile bulaşır. Tüm bulaşmaların %80-85’i bu yolla olmaktadır. HIV kanda bulunduğu gibi erkeğin sperm sıvısında, kadının vajina salgısında da bulunur. Cinsel ilişki sırasında vajina, penis, anüs mukozası veya ağızdaki zedelenmiş doku ve çatlaklardan vücuda girerek; erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe veya kadından kadına bulaşabilir. AIDS’ten başka cinsel ilişki ile bulaşan en önemli hastalıklar; bel soğukluğu (gonore), frengi (sifiliz) ve bulaşıcı sarılık(viral hepatit)’tır.

Kan ile bulaşır: Tüm bulaşmaların %10-15’i bu yolla olmaktadır. AIDS hastasının ve taşıyıcısının kanında HIV bulunur. HIV’li kanla bulaşma çeşitli şekillerde olur:

  • Kontrolsüz kan nakli ile bulaşır.
  • Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş, şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabilir.
  • HIV’li erkek ve kadının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise, vajinaya ve ağıza teması ile bulaşma olabilir.
  • Damar içi uyuşturucu kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıklar ile bulaşma olabilir.
  • HIV’li organ, doku ve sperm nakli ile bulaşma olasılığı vardır.

 

Anneden bebeğine bulaşır: Tüm bulaşmaların %5-10’u bu yolla olmaktadır. HIV hasta veya taşıyıcı anneden bebeğine gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir. HIV pozifif kadının doğuracağı çocuğa HIV’nin geçme oranı %30 civarındadır. Gebe annenin tedavisi ile bu oran %7’ye düşmektedir. Sütle geçme oranı fazla olmamakta birlikte, HIV pozitif annelere emzirme önerilmez. Gebelik ve HIV ile ilgili bilgiler için AIDS Danışma Merkezi’ne başvurunuz. 

HIV’nin Bulaşmadığı Durumlar Nelerdir?

HIV/AIDS günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. HIV sağlam deriden geçmez.

  • Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı.
  • El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, öpüşme.
  • Yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon.
  • Tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam.
  • Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması, kedi, köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak HIV’nin bulaşmasına neden olmaz.

 

HIV/AIDS’ten Nasıl Korunalım?

Cinsel ilişki en önemli bulaşma yoludur. HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli yaşam kurallarına uyularak, cinsel yolla olabilecek bulaşmadan korunulur. Bu nedenle, cinsel ilişkide mutlaka koruyucu kılıf (kondom, prezervatif, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli olmayacağını düşünseniz bile, prezervatif kullanmayı ihmal etmeyin. Koruyucu kılıf, cinsel hayatınızda en büyük dostunuzdur. Çoğumuz HIV’nin hayat kadınlarında, uyuşturucu kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendimize bulaşmayacağını sanırız. Ancak, AIDS belirli bir sosyal grubun hastalığı değildir. Hastalığın mikrobu olan HIV, cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeden herkese bulaşabilir. HIV, kişinin ya da cinsel eşinin HIV pozitif kişilerle prezervatif kullanmadan ilişki kurması durumunda, kişiye ve eşine rahatlıkla bulaşabilir. HIV pozitif olan kişi kendisini ve cinsel eşini korumak için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanmalıdır. Kontrolsüz kan nakline ve kan bulaşmış aletlerin kullanılmasına izin vermeyin.

  • Kan naklinde AIDS testi yapılmamış kan asla kullanılmamalıdır. Test sonucu negatif olan kan kullanılmalıdır.
  • Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne ve cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet ve makası kesinlikle kullanmayın, size uygulanmasına izin vermeyin.
  • Bedeniniz sizindir. ELISA testinde size uygulanacak işlemler sırasında aklınıza takılan soruları karşınızdakine sormaktan çekinmeyin.
  • HIV pozitif kişi, test sonucunu öğrendikten sonra kesinlikle kan vermemelidir.
  • HIV’li sperm sıvısı, genital sıvı ve kan bulaşmış alet ve eşyanın yaralı dokuya teması ile de HIV’nin bulaşabileceğini unutmayın. Yaralarınızı bantla kapayarak kendinizi koruyun.

 

AIDS’e Karşı Güvenli Cinsel Yaşam Nasıl Olmalıdır?

Cinsel Yaşamını güvence altına almak isteyenler için seçenekler:

  • HIV taşımayan kişi ile karşılıklı sadakate dayalı ilişki kurmak.
  • Vajinal, anal, oral (kadın veya erkek) tüm cinsel ilişkilerde prezervatif kullanmak.

 

Cinsel Yaşamda Bilinmesi Yararlı Bilgiler:

Cinsel eş sayısının fazlalığının HIV bulaşma riskini artıran bir unsur olduğu bilinmelidir. Alkol ve uyuşturucular doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabilir.

Anti-HIV Testi Nedir? Ne Zaman Yapılır?

HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır.

Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmemiz için Western Blot testi denen doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Doğrulama testleri Sağlık Bakanlığının referans laboratuvarında yapılmaktadır.

HIV/AIDS’in Tedavisi var mıdır?

HIV/AIDS’in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Retrovirüs grubunda bulunan HIV virüsüne etkili olduklarından antiretroviral adı verilen ilaçlar elde edilmiştir. Bu ilaçlardan farklı etki mekanizmaları olanların ikisinin ya da üçünün birlikte kullanımıyla başarılı tedavi mümkündür. Tedavinin ana amacı: kandaki virüs miktarını gösteren viral yükün baskılanıp en alt düzeye indirilmesi hatta yok edilmesi, bağışıklık sisteminin korunması, HIV enfeksiyonunun etkilerinin azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, AIDS’den ölüm oranının azaltılmasıdır. Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz sürdürülmelidir. Fırsatçı enfeksiyonların çoğunu tedavi etmek mümkündür. AIDS’e karşı bugüne kadar kullanılabilecek aşı bulunamadı.

HIV’nin Dezenfeksiyonu Yapılabilir mi?

Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda kısa zamanda ölür. Hastanın ya da seropozitif kişinin kanı, spermi veya vajina salgısının bulaştığı eşyadaki HIV’nin öldürülmesi:

  • Eşyayı birkaç dakika kaynatarak ya da 60°C’de 30 dakika ısıtarak virüs öldürülür.
  • Sulandırılmış çamaşır suyu temas ettiği HIV’i 10 dakika içinde öldürür. 10 kez sulandırılarak kullanılır.
  • Ultraviyole ile ışınlama (mavi ışık) HIV’nin yok edilmesi için önerilmeyen bir yöntemdir. Ultraviyole ışını doğrudan temas ettiği yüzeydeki mikropları öldürür. Cisimin altında kalan mikropları öldürmez.

 

Deri HIV’den Nasıl Arındırılır?

Su ve sabunla iyice yıkama ile (en az 15 saniye) bütün mikroplar gibi HIV de deriden uzaklaştırılabilir. Yıkandıktan sonra derinin alkol ile temizlenmesi uygun olabilir. Yaralanma durumunda, yara yeri önce sabun ve su ile iyice yıkanmalı, ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir.

 

Kaynak: http://www.unicef.org/turkey/ir/_ah16.html

 


Hepatit B

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Hepatit B virüsü ile ortaya çıkan karaciğer hücre iltihabı ve hasarı hepatit B hastalığı olarak tanımlanır. Ülkemizde taşıyıcılık oranı %3 ile %7 arasındadır.

HEPATİT B NASIL BULAŞIR ?

  • İnsandan insana vücut sıvıları yolu geçer.kan_urunleri
  • Kan, Kan Ürünleri: Kan yolu ile bulaşma özellikle gelişmiş ülkelerde damardan yasa dışı ilaç kullananların, kullandıkları iğnelerin bir şekilde diğer insanlara yayılması ile ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yine bu kişilerin kullandıkları eşyaların diğer kişilerce kullanılması da bulaşmayı sağlar. Ancak dünya üzerinde hepatit B açısından oldukça yüksek riskli bir grup olan sağlık çalışanları açısından iğne yolu ile bulaşma son derece önemlidir. Çeşitli sağlık birimlerinde çalışan sağlık personeli özellikle kaza sonucu iğne batması ile hepatit B ye yakalanmaktadırlar. Ayrıca yine sağlık çalışanları hasta kişilerin kanının bulaştığı bir cisimle yine kaza sonucu yaralanır veya temas ederlerse yine hepatit B ye yakalanabilirler. Yine normal popülasyon ve sağlık çalışanları için kan nakli sonucu bu hastalığa yakalanma riski vardır. Gelişmiş ülkeler bu sorunu kan nakilleri sırasında tarama yaparak çözmüşlerdir. Ve bu tür bir bulaşma yolu dolayısıyla ortadan kalkmıştır.Sexually-Transmitted-Diseases
  • Cinsel İlişki: Cinsel ilişki sırasında hepatit B ile enfekte bir kişinin vücut sıvılarının diğer partnerin vajina, makat (rektum, özellikle ters ilişki), idrar kanalı (üreterler) ve ağızdaki yaralı veya çizik bölgelere teması ile hastalık geçer.dovme
  • Dövme ve Piercing: Ülkemiz ve tüm dünyada dövme (tattoo) ve piercing sırasında kullanılan iğnelerin yeterince steril ve temiz olmamasından dolayı kişiye bulaşması söz konusudur.
  • Traş Takımı, Ustura  ve Diş Fırçası: Hastalıklı kişilerin kullandığı ve kan bulaşmış ustura, traş takımı ve diş fırçalarının kullanılması ile hepatit B bulaşabilir.
  • Perinatal Geçiş: (Hamilelikte Geçiş): Doğum sırasında anneden çocuğa hepatit B geçmesi sonucu ortaya çıkan durum perianatal geçiş olarak tanımlanmaktadır.

 

HEPATİT B NİN KULUÇKA SÜRESİ:

Normal olarak 45-180 gün arası değişen bir kuluçka süresi olan bu hastalıkta ortalama olarak 60-90 gün toplumun büyük kesiminde hastalığın ortaya çıkması için gereken kuluçka süresidir. Kuluçka süresince özellikle vücut sıvıları oldukça bulaşıcıdır. Vücutta hepatit B ye karşı antikor (mikroplara karşı vücut tarafından oluşturulan protein kökenli koruyucu maddeler) oluşumuna kadarki evrede hastalık son derece bulaşıcıdır.

KURUMUŞ KAN VE TÜKRÜK (SALYA) HEPATİT B AÇISINDAN BULAŞICI BİR RİSK FAKTÖRÜMÜDÜR ?

EVET…bir hafta dahi kuruyarak kalan kan ve salya hepatit hastalığının bulaşması için yeterli. Bu sebeple çok dikkatli olunması gerekir.

PEKİ KRONİK HEPATİT B HASTALARI HASTALIĞI BULAŞTIRIR MI?

EVET…özellikle kronik hepatit B taşıyıcısı olan kişilerle yaşayan ve bu kişilerin seks partnerleri açısından hastalığın bulaşma riski vardır.

HEPATİT B NİN BELİRTİLERİ:

Yenidoğan bebekler hepatit B ile ilgili belirgin olarak herhangi bir belirti vermez. İlerleyen yaş belirti verme ile doğru orantılıdır. Yaş ilerledikçe yapılan araştırmalar belirtilerin arttığını göstermiştir. Hepatit B nin hastalık belirtileri aşağıdaki gibidir;

  • Tüm vücutta aşırı halsizlikSymptoms
  • Hafif derecede ateş
  • Baş ağrısı
  • İştah kaybı
  • Bulantı, kusma
  • Özellikle karaciğer bölgesinin üzerinde ağrı ve hassasiyet. Bu ağrı sarsıntı ve eğilme artar.
  • Kabızlık veya ishal
  • Kas ve eklemlerde yaygın ağrı
  • Deride kızarıklık
  • 5 yaşın üzeri ve yetişkinlerin % 40 da sarılık ortaya çıkabilir. Bebeklerin ise % 10 unda ancak sarılık görülebilir.

 

Son olarak ise bazı hastalar kan verene yahut hekimleri tesadüfen hepatit B için tarama testi isteyene kadar hepatit B olduklarını bilemezler. Bunun anlamı ise bazı vakalarda hepatitin belirti vermeden geçmesi veya anlaşılamaması anlamındadır. Dikkat edilecek olursa yukarıdaki belirtiler, herhangi bir gribal enfeksiyonda görülebilir. Ancak karaciğer bölgesi üzerindeki ağrı, sarılık …gibi semptomlara özellikle dikkat edilmelidir. Ya da aşılanmamış bireylerin özellikle tarama testleri yaparak hastalığı geçirip geçirmediklerini anlamaları, ve bunun sonucuna göre sonuçlar negatif ise aşılanmaları, pozitif ise ömür boyu gözetim altında olmaları gerekir. Çünkü hepatit B siroz ve karaciğer kanserine sebep olabilecek sinsi bir hastalıktır. Kimi karaciğer kanseri ya da aniden çıkan siroz vakalarının altında hepatit B virüsü olduğu sonradan belirlenmekte ve bu hastalar bu teşhis konulana kadar hepatit B den habersiz dolaşmaktadırlar.

HEPATİT B VİRÜSÜ ALINDIKTAN SONRA VÜCUTTA NELER OLUR?

Hepatit B virüsü alındıktan sonra hastaların büyük çoğunluğu antikor oluşumu ile 4-8 hafta içerisinde kendilerini iyi hisseder. Özellikle yaşlı hastalarda belirtileri daha ağır olabilir. Ve bu hastalarda bazen belirtiler uzayabilir.

Hastaların az bir kısmında hepatit B virüsü hastanın kanında ve karaciğerinde saptanmaktadır. Bu hastalar kronik hepatit B dediğimiz formdaki hastalardır. Bu hastalarda karaciğer enzim testlerinde yükselme görülebilir. Ya da bu hastalar hiçbir belirti vermeden  yıllarca kronik formla beraber yaşarlar. Ancak daha öncede altını çizdiğimiz gibi kronik hepatit B taşıyıcıları için beraber yaşadıkları ev halkı ve seks partnerleri hastalığı kapma açısından büyük riski taşımaktadır.

HEPATİT B VİRÜSÜ İLE ORTAYA ÇIKABİLCEK KÖTÜ SONUÇLAR NELERDİR?

  • Siroz (Kronik yaygın ve ilerleyici karaciğer iltihabıdır. Öldürücü bir hastalıktır. Ortalama yaşam süresi 38-40 aydır)
  • Karaciğer kanseri
  • Karaciğer yetersizliği
  • Fulminan hepatit denilen çok kısa sürede (1 ay gibi…) karaciğer yetersizliğine götüren ölümcül bir hastalık tipi
  • Hepatit D hastalığı

 

HEPATİT B HASTALIĞINDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR ?

  • Hepatit B taşıyıcı bir seks partnerine sahip olma
  • Çok eşlilik
  • Başka bir cinsel yolla bulaşan hastalığın olması
  • Hepatit B li hastaların çatal, kaşık, bıçak, jilet, ustura ve benzeri eşyalarını paylaşmak
  • Damardan ilaç kullanımı
  • Meslek (doktorlar, hemşireler, diş hekimleri, kan ve kan ürünleri ile uğraşan laboratuar ve kan merkezi çalışanları)
  • Hepatit B virüsü açısından yüksek riskli ülkelerde 6 aydan fazla yaşamak (Çin, Afrika, Asya kıtasının merkezi ve kuzey doğusu, Ortadoğu, Doğu Avrupa )
  • Uzun süre hepatit B virüsü taşıyıcı bir insanla aynı odayı çeşitli sebeplerle paylaşma (yatakhane, hapishane…vs)
  • Homoseksüel veya biseksüel olma
  • Temiz ve hijyenik olmayan yerlerde dövme veya piercing yaptırma ve buralarda çalışma
  • Hijyenik şartları iyi olmayan berberlere tıraş olma
  • Annede hepatit B virüsü ile enfeksiyon olması yeni doğan bir çocuk için her zaman risk faktörüdür. Ancak çocuk doğar doğmaz hepatit B aşısı ve hepatit B koruyucu immunglobin (koruyucu serum) yapılırsa hastalığa yakalanmaz.
  • Hepatit B li bir kişi tarafından ısırılmak
  • Hemofili veya diyaliz hastası olmak.(bu kişiler kan almak veya sürekli kan temizlenmesi gereken grupta olduklarından hepatit B açısından son derece yüksek risk grubundadır.)

 

PEKİ HEPATİT B ÖPÜŞME İLE GEÇER Mİ?

HAYIR… hepatit B öpüşme ile geçmez. Toplum olarak sık sık öpüşen bir yapımız olduğu için bu konunun bilinmesi önemlidir.

PEKİ NE ZAMAN HEPATİT B İÇİN DOKTORA BAŞ VURMALIYIM?

Yukarıda sayılan risk faktörlerini taşıyorsanız, ayrıca yine yukarıda sıraladığımız hepatit B ile ilgili hastalık belirtileriniz varsa hemen hekiminize hepatit ile ilgili testler için başvurunuz. Ayrıca hepatit B vakalarının % 35 inde hastalığın hiçbir risk faktörü olmadan tespit edilmesi aşısı olmayan herkesin hekimine başvurarak testler yaptırması, eğer testler negatif ise aşı yaptırması, pozitif ise belirli aralıklarla izlenmesi gerekmektedir. Çünkü hepatit B kronik sonuçları bakımından tehlikeli bir hastalıktır. Karaciğer yetersizliği, siroz, karaciğer kanseri gibi çok ağır ve ölümcül  sonuçlara gidebilen bu hastalık toplumları, aileleri ve bireyleri çok dramatik sonuçlarla karşılaştırabilmektedir.

ÖNEMLİ NOT 1:  Aynı mekanı ve evi paylaştığınız herhangi bir kişide yeni tespit edilmiş hepatit B hastalığı varsa hemen hekiminize sizde test ve korunma için başvurunuz.

ÖNEMLİ NOT 2: Kadın veya erkek olsun özellikle korunmasız bir cinsel ilişki sonrası şüpheleriniz var ise hemen hekiminize test ve korunma için başvurunuz.

ÖNEMLİ NOT 3: Hepatit B olduğunu düşündüğünüz biri tarafından ısırıldı iseniz hemen hekiminize test ve korunma için başvurunuz.

ÖNEMLİ NOT 4: Mesleğiniz (doktorlar, hemşireler, diş hekimleri, kan ve kan ürünleri ile uğraşan laboratuar ve kan merkezi çalışanları….kısaca sağlık çalışanları…) risk grubunda iseniz hemen hekiminize test ve korunma için başvurunuz.

PEKİ YUKARIDA YAZDIĞINIZ DURUMLARDAN ŞÜPHELENEREK HEKİME BAŞVURDUM VE TESTLERİM NEGATİF ÇIKTI…PEKİ SONRA NE OLACAK?

Hepatit B ye maruz kalınma olasılığı üzerine (örneğin hepatit B li olduğunu düşündüğünüz biri ile cinsel ilişkiye girdiniz, ya da ısırıldınız veya aynı mekanda yaşadığınız birinde hepatit B hastalığı yeni tespit edildi…) hekiminize başvurduğunuzda beklemek gibi bir lüks yoktur. Hekiminiz hemen size hepatit B immun globulin (koruyucu serum) ve  üç doz sürecek hepatit B aşısı yapmalıdır.

PEKİ CİNSEL İLİŞKİDEN SONRA NE KADAR SÜRE İÇİNDE HEPATİT B İMMUN GLOBULİNİNİ (koruyucu serum) YATIRABİLİRİM ?

Şüphe ettiğiniz bir cinsel ilişkiden sonra hepatit B immun globilinini ilk 2 HAFTA içinde yaptırmalısınız. Bu süreyi geçirirseniz hepatit B immun globulininin (koruyucu serum)  koruyucu etkisi olmaz. Tabi ilk 2 haftada bu seruma ilaveten bir de 3 dozluk aşı programına alınmanız gerekmektedir.

HASTALIĞIN SEYRİ:

Hepatit B hastalığı akut ve kronik seyir gösteren bir hastalıktır. Akut formunda hastalık hiç hissedilmeden iyileşebildiği gibi, birkaç hafta devam eden seyirle hafif belirtilerle iyileşebilmektedir. Bu süreç genelde 4-8 hafta olarak tanımlanabilir. Ancak hastalık 6 aydan fazla sürede bir kişinin kanında ve karaciğerde tespit edilirse artık kronikleşmiş anlamındadır. Hastalığın kronikleşmesi ortaya çıkarabileceği sonuçlar açısından takip edilmesi gereken bir durumdur. Çünkü kronikleşmiş hepatit B hastalığı siroz veya karaciğer kanserine sebep olabilir. Burada okuyucularımıza şu hususu önemle vurgulamalıyız. Tüm kronik hepatit B formları siroza veya karaciğer kanserine sebep olur diyemeyiz. Sebep olabilir deniliyor. Hastalığın seyrinde kronikleşme olasılığı bakımından çocuklar daha riskli grupta görünmekte. Çünkü yenidoğana doğum sırasında bulaşan hepatit B nin kronikleşme olasılığı % 90 dır. Yine 1-5 yaş arasında alınan hepatitin kroniklşeme olasılığı %30 dur. 5 yaşından sonra ise bu rakam % 7 lere kadar geriler.

HEPATİT B VE KAN TESTLERİ:

Hekiminizle konuştuğunuzda gerek fiziksel muayene ve gerekse başvurma sebebinizde göz önünde bulundurulduğunda eğer hepatit B şüphesi var ise hekimiz hepatit B ile ilgili kan testleri isteyecektir. Bu testler üç ana gruptadır;

  • Hepatit B DNA: Hepatit B virüsünün genleri ki bu HBV DNA sı olarak tanımlanır.
  • Hepatit B antijenleri: Hepatit B virüsünün kanda ortaya çıkan yapısal proteinleri.
  • Hepatit B antikorları: Vücut tarafından hepatit B den korunmak için üretilen protein yapılı koruyucu maddeler.

 

Bu testler kısaca:

  • Hbs-Ag : Hepatit B (surface) yüzey antijeni
  • Anti-Hbs: Hepatit B yüzey antijenine karşı için vücut tarafından üretilen koruyucu protein
  • Hbe-Ag: Hepatit B antijenlerinden biri, “early” antijeni olarak adlandırılır
  • Anti-Hbe: Hepatit B Hbe-Ag antijenini nötrleştirmek için vücut tarafından üretilen koruyucu protein
  • Anti-Hbc Ig-M:  Hepatit B “core” antijeni (erken dönemde çıkar)
  • Anti-Hbc Ig-G: Hepatit B “core” antijeni (geç dönemde çıkar)
  • HBV-DNA: Hepatit B genetik DNA maddesi (serumda)

 

BU TESTLERLE İLGİLİ DETAYLI BİLGİLER:

Hepatit B surface (yüzey) antijeni (HBsAg): Bu testin pozitif olduğu kişi etrafındaki kişilere hepatit B yi bulaştırabilir. Bu antijen bir kişinin kanında 6 aydan uzun süre pozitif olarak kalırsa bu durum kronik hepatit B enfeksiyonudur.

Hepatit B e antijeni (HBeAg): Bu antijenin pozitif olması kişinin bulaştırıcılığının yüksek olduğunu gösterir. Kronik hepatit B enfeksiyonu olan kişilerde, bu antijenin yüksek olması, bu kişilerde karaciğer hastalığı riskinin arttığını gösterir ve bu kişiler tedavi açısından değerlendirilmeye alınır.

Hepatit B core antikoru (anti-HBc): Bu antikor HbsAg pozitif olan tüm hastalarda pozitiftir. Hepatit B ile bir veya birden fazla defa enfekte olan tüm kişilerde bu antikor pozitiftir.

Hepatit B core antijeni İgM tipi Antikor (IgM anti-HBc): Beraberinde HbsAg  pozitif olsun veya olmasın, IgM anti-HBc pozitifliği hepatit B ile enfekte olunduğunu veya son 6 ay içinde geçirilmiş hepatit B enfeksiyonunu gösterir. HbsAg negatif iken bu antikorun varlığı,  akut veya yakın zamanda geçirilmiş hepatit B enfeksiyonunu gösterir

Hepatit B core antijeni IgG tipi Antikor (IgG anti-HBc): Hepatit B enfeksiyonunu gösteren antikordur. Ancak hastalığın seyri ile ilgili net veriler ortaya koymaz.

Hepatit B surface (yüzey) antikoru (anti-HBs): Bu antikor hepatit B nin başlangıcı ve iyileşmesi arasındaki dönemde ortaya çıkar. Hepatit B aşısı yaptıran kişilerde bu antikor pozitiftir. Ve koruyuculuğu gösterir.

Hepatit B e antikoru (anti-HBe): Bu antikor haftalar ve aylar içerisinde ortaya çıkar ve daha sonrada kaybolur.

Hepatit B genetik DNA (HBV DNA): En duyarlı test olan hepatit B DNA sının (genetik maddesinin) tespitidir. Aktif enfeksiyon göstergesidir.

KRONİK HEPATİT B Lİ HASTALARDA İZLEME VE TEDAVİNİN ŞEKLİNİ BELİRLEMEK İÇİN HANGİ TESTLER İSTENMEKTEDİR?

  • Tomografi
  • MR
  • Karın ultrasonografisi
  • Karaciğer biyopsisi (karaciğer den parça alma işlemi)

 

Özellikle gelişmiş batı ülkelerinde hamilelik döneminde HBsAg (Hepatit B (surface) yüzey antijeni) taraması rutin olarak yapılmaktadır ve yapılması tavsiye edilmektedir. bizde ülkemizdeki hamile bayanlara HBsAg tarama testi yaptırmalarını ve riskli gruba girem hamile bayanların gebeliğin ilerleyen safhalarında bu testi tekrarlamalarını öneririz. Daha fazla bilgi için bu durumu mutlaka hekiminizle tartışınız.

HEPATİT B İÇİN TARAMA TESTİ YAPTIRMAK ŞART MIDIR? YA DA TARAMA TESTİ YAPTIRMADAN AŞI YAPTIRILMASININ BİR ZARARI VARMIDIR?

Gelişmiş batı ülkelerinde yapılan yayınlara göre hepatit B için tarama testi yaptırmadan aşı yaptırmak daha ucuz ve sakıncasız bir yöntemdir. Geçirilmiş bir hepatit B enfeksiyonu olan bir kişi “tarama testi yaptırmadan aşı yaptırırsa bir zararı olur mu ?” sorusuna bilim adamlarının cevabı bir zararın olmadığıdır. Kişi farkında olmadan hepatit B yi kapmış olabilir. Tarama yapılması var olan bir hepatit B hastalığının durumu hakkında bilgi verir. Bu da kişinin ileriki tedavisi ve hepatit B ile beraber ortaya çıkabilecek kronik sorunların izlenmesi bakımından önem taşır.

HEPATİT B AŞISI YAPTIRMAK İÇİN HANGİ TESTLERİ YAPTIRMALIYIM ?

  • HBsAg
  • Anti-HBs

Hepatit B aşısı yukarıdaki iki test de negatif olduğunda yapılmalıdır.

Kısaca hatırlatma yapmak gerekirse, HBsAg nin POZİTİF olması yeni veya eskiden geçirilmiş bir hastalığın olduğunu, Anti-HBs POZİTİF olması hastalığa karşı bağışıklığı gösterir. Eğer kişi aşı yaptırmış veya hastalıkla karşılaşmış ise Anti-HBs POZİTİF dir. Ayrıca hepatit B virüsü ile yeni bir enfeksiyon şüphesi var ise bu testler hemen sonuç vermeyebilir. Bu sebeple yeni enfeksiyon şüphesinde, HBV DNA bakılması en duyarlı testtir. İlaveten HBsAg ve Anti-Hbc IgM bakılması gerekir. Bu sonuçlara bakılarak koruyucu serum (hepatit B koruyucu immunglobin) ve aşı yapılmalıdır.

HEPATİT B DEN KORUYUCU BAZI TEDBİRLER

  • Cinsel ilişki sırasında kondom (kaput, prezervatif) kullanımı
  • Enjektör iğnelerinin doğru şekilde depolanarak atılması (özellikle tıbbi atıklara dikkat edilmesi gerekmektedir.)
  • Kan ve kan ürünleri ile uğraşan kişilerin latex veya plastik eldiven kullanması
  • Diş fırçası, jilet ve usturaların temizliğine dikkat edilmesi ve diğer insanlarla paylaşılmaması (özellikle berberlerin hijyene dikkat etmesi gerekmektedir. Kozmetikle ilgili yerlerde kuaför, berber, manikür -pedikür yapılan yerlerde aletlerin temizliğine dikkat edilmesi gerekir)
  • Uyuşturucu kullanımın önlenmesi ve kullananlara yönelik toplumsal eğitimler

 

HEPATİT B AŞISI :

Hepatit B aşısı 3 dozluk uygulama gerektiren bir aşı bu üç dozun sonunda % 95 oranında koruyuculuk sağlar.

Yeni doğan bebekler, tüm yetişkinler, uyuşturucu kullananlar, son 6 ay içerisinde birden çok seks partneri olan kişiler ve cinsel yolla bulaşan bir hastalığa sahip olanlar, homoseksüeller, biseksüeller, hemofili hastaları, diyaliz hastaları, tüm sağlık çalışanları, hapishane çalışanları ve hapishane mahkumları, özürlü bakım evleri personeli, dünya üzerinde hepatit B açısından riskli bölgelere seyahat eden kişiler…hepatit B aşısını ivedilikle yaptırmalıdır.

AŞILANMA SONRASI HEPATİT B YE KARŞI BAĞIŞIKLIK OLUŞUP OLUŞMADIĞI TESPİT EDİLEBİLİR Mİ? KİMLERDE BU TESPİTLER GEREKLİDİR ?

EVET…antikor titresi denilen aşıya karşı yanıtın oluşup oluşmadığını anlamak için hekiminiz testler isteyebilir. Bu rutin bir uygulama değildir. Aşının % 95 oranında tuttuğunu belirtmiştik. Ancak bazı riskli gruplara aşının tutma oranını gösteren testler istenebilir. Sağlık çalışanları, kronik hepatit B enfeksiyonu olan seks partnerine sahip kişiler, vücut savunma sisteminde ciddi değişimler olan kişilerde aşının tutup tutmadığını anlayıcı testler istenebilir. Ayrıca hepatit B aşısından sonra bağışıklanmadığınız gibi bir inancınız varsa hekiminizle tartışın, gerekli görülürse aşının bağışıklık oluşturup oluşturmadığını testlerle sınayabilirsiniz.

 

Kaynak: http://www.hepatit.org/hepatitB.html


Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Sağlık Blogu Yorum yaz  

Sexually-Transmitted-Diseases

Genellikle cinsel ilişki ile ve bazen başka yollarla da (sperm, kan, vajinal akıntı) bulaşan, toplumuzda görülme sıklıkları giderek artan bir grup hastalıktır. Bu tür hastalıklar bazen hasta anneden bebeğe gebelik veya doğum sırasında, ayrıca kan ürünlerinden veya iğne batması yolu ile de bulaşabilir. Bu hastalıkların etkeni bakteri, parazit veya virüsler olabilmektedir.

 

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar neledir?

Sifiliz (frengi), gonore (bel soğukluğu), trichomonas enfeksiyonu, genital siğiller (HPV), genital herpes, yumuşak şankr (şankroid), genital chlamidya enfeksiyonları, genital mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonları, AIDS ve Hepatit B başlıca cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardır. Hepatit C enfeksiyonu da cinsel yolla bulaşabilmektedir, ancak bu risk Hepatit B ve HIV’e göre düşüktür.

 

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtileri nelerdir?Symptoms-Of-STD

  • Genital alanda, ağız içinde veya anal bölgede yara, içi sıvı dolu olsun veya olmasın kabarıklık
  • Penis veya vajinadan akıntı gelmesi
  • Kasık bölgesinde şişlik ve ağrı
  • İdrar yaparken ağrı ve yanma

 

Bu belirtiler cinsel ilişkiden sonra kısa sürede (birkaç gün) ortaya çıkabileceği gibi bazen 3 ay gibi daha uzun sürelerde ortaya çıkabilir.

 

Risk faktörleri nelerdir?

Aşağıdaki durumlar cinsel yolla bulaşan hastalıklar için risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

  • Korunmasız cinsel ilişkide bulunmak
  • Çok sayıda kişi ile cinsel ilişki kurmak
  • Bir ya da birden fazla cinsel yolla bulaşan hastalığı olmak
  • Alkol veya madde bağımlısı olmak

 

Bu hastalıkların önemi nedir?

Herhangi bir belirti vermeyen asemptomatik hastalar bu hastalıkların yayılmasına neden olmaktadır. Bulaşıcı hastalıklar olduğu için en kısa sürede tedaviye başlanması gerekir. Çoğu tedavi edilebilen, tamamı önlenebilen hastalıklardır. Bu hastalıklar tedavisiz iyileşmez, belirtiler yayılır ve çok farklı komplikasyonlara neden olabilir. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların en önemli komplikasyonu olan pelvik inflamatuvar hastalık (PİH) sonucunda tubalarda daralma, infertilite ve ektopik gebelik gelişebilmektedir. HPV infeksiyonları sonucunda anogenital kanser oluşabilmektedir. Düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek gibi pek çok komplikasyonlara ya da konjenital infeksiyonlara yol açabilmektedir.

Bu hastalıklarda hasta ile birlikte eşi veya partneri de etkilenmektedir. Bu nedenle bu tür bir hastalık şüphesinde en kısa sürede mümkünse partner ile birlikte doktora başvurulmalı ya da partner de bu durumdan en kısa sürede haberdar edilmelidir.

 

Urine SampleTanı nasıl konulur?

Cinsel yolla bulaşan bir hastalığa ait bulguları taşıyan hastalara, hastalığın türüne göre yapılacak kan, idrar veya akıntı örneklerinin incelenmesi ile tanı konulabilir.

 

Tedavileri nasıl yapılır?

Hastalığı oluşturan etkenlere yönelik uygun ilaçlarla (antibiotik, antiviral, antiparaziter) tedavi edilebilirler.

 

Hastaların dikkat etmesi gereken noktalar nelerdir?

Korunma ve sağlıklılı cinsel hayat için; tek eşlilik tercih edilmeli, prezervatif (kondom) kullanılmalı, riskli cinsel aktiviteden kaçınılmalı, cinsel yol dışı bulaşlara (kan ve kan ürünler gibi) dikkat edilmeli ve genital bölgedeki deri döküntüsü, akıntı olduğunda utanmadan doktora müracaat edilmeli, muayene olunmalı ve bu süre içerisinde cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.

Tedavi başlandığında ilaçlar belirtilen dozda ve sürede kullanılmalıdır.

 

 

Kaynaklar:

1) Hacettepe Tıp Dergisi 2006; 37:21-34

2) Akılcı Antibiyotik Kullanımı ve Erişkinde Toplumdan Edinilmi Enfeksiyonlar Sempozyum Dizisi No: 31 • Kasım 2002; s. 233-242

3) Uludağ Üniversitesi dökümanları FR-HYE-04-434-15

4) Türk Dermatoloji Derneği  Veneroloji Çalışma Grubu Hasta Bilgilendirme Broşürü