Bilimsel Yayınlar

Bebekte Genetik Hastalıklar

Bilimsel Yayınlar Yorum yaz  

Bebekte olması gerekenden fazla ya da eksik kromozom sayıları genetik hastalıklar olarak karşımıza çıkar.

Bu tür genetik hastalık risklerinin takip yöntemleri arasında en vazgeçilmez olanı rutin obstetrik muayenedir. Bunun dışında anne yaşı, annenin kilosu, ırkı, ultrasonografik ölçümleri (NT gibi) değerler ve biomarkerlar risk ile ilgili bilgi vericidirler.

Ancak bu bulgularda riskli olarak saptanan annelere invaziv yöntemler uygulanmaktadır (CVS veya amniosentez). Bu prosedürler %0.5-1 oranında fetal kayba neden olmaktadır.

Günümüzde, yukarıda belirtilen yöntemler Trisomy 21 riskini %5 yalancı pozitif sonuç oranıyla saptayabilmektedir; yani pozitif sonuç verilen 100 vakanın 5’i aslında negatiftir ve anne gereksiz invaziv ve riskli işlemlere tabi tutulmak (örn. Amniyosentez) zorunda kalmıştır. Bunu önlemek için yapılan çalışmalarda NIPT testleri ortaya çıkmıştır.

Bilimsel olarak açıklamak gerekirse, bilim adamları 1990’lı yıllarda anne kanında dolaşan serbest  DNA’nın varlığını saptamıştır (cfDNA). Bu anne hücrelerinin ölümü ile kana karışan cfDNA’sıdır ve/ veya hamilelikte fetal kandan plasenta yoluyla anne kanına geçen cfDNA ile birlikte bulunmaktadır. Fetal cfDNA maternal cfDNA içinde gebeliğin 10-20.haftasında  % 10 oranında bulunmaktadır. Fetal cfDNA  kilolu annelerde daha  düşük fraksiyondadır. Anne ve fetus cfDNA sını anne kanında farklılaştırılması için total cfDNA nın çoğaltılması ve kopyalanması gerekir. Böylece amniosentez veya CVS (koryonik villus sampling) ile genetik analiz için alınmaya çalışılan fetal DNA örnekleri anne kanından elde edilerek Non-Invaziv Prenatal Test’lerin (NIPT) yapılabilmesi mümkün kılınmıştır.

Fetal cfDNA’nın  anne kanından izole edilerek anöploidi aranması ilk kez 2011 yılında ticari olarak başlatılmıştır. Test, profesyonel olarak Uluslar arası  birçok sağlık kuruluşu tarafından onaylanmıştır.

 

NIPT Testin Özellikleri

NIFT testi ilk aşamada anne kanında total (anne+fetal) cfDNA’yı saptar.

MPST (Massive paralel shotgun tekniği) ile tüm DNA fragmanları çoğaltılır, kopyalanır ve incelenir (Sequenom Materni 21 ve Verinata Verifi ).

Hedef Sıralama (Targeted Sequencing)ile sadece ilgili kromozomlar karşılaştırılarak incelenir. Bunun için bu teknikler bir referans kromozoma ihtiyaç duyarlar (Ariosa Harmony).

SNP (Single Nucleotide Sequencing) tekniği bu tekniklerden farklı olarak bir referans kromozomu ile karşılaştırmak yerine sadece tek nükleotid polimorfizmini araştırma metodu ile inceleme yapar (Natera Panorama).

Kromozomun sayım yoluyla incelenmesi metotları fetal fraksiyonun %8’in altında olduğu durumlarda sağlıklı sonuç vermeyebilir.%0-4 rapor edilemez, %4-8 düşük duyarlılıklı rapor edilebilir, %8 üzeri en iyi performansı verir. Oysa SNP metodu genetik sıralamada belli bazları karşılaştırarak kromozomal kopya sayısını bulur. Seçilen bölgelerin digital analiziyle sadece o bölgenin sıralama odaklarına bakılarak sonuç duyarlığı ve maliyeti düşürülmüş olur. Tek bir reaksiyonla 21,18,13,X ve Y ve triploidi incelenebilmektedir. Ayrıca yalancı pozitiflik oranı da düşmektedir.

NIPT testleri ONTD’yi saptayamaz.

NIPT ultrasonografinin yerini tutamaz.

Kan marker testleri hala önemini korumaktadır.

Aşağıda  testleri ve çeşitli genetik sorunlarda araştırmaların verdiği karşılaştırma sonuçları bulunmaktadır.

MPSS Metodu ile çalışan ticari testler : Sequenom Materni T21 ve Verinata Verifi

Targeted Sequencing: Ariosa Harmony

SNPS / Targeted Sequencing: Natera Panorama

 

NIPT TESTLERİ KARŞILAŞTIRMA TABLOSU

NIFTY TEST TABLO


Güncel Sorun: Kızamık (Doktorlar / Sağlık Mensupları için)

Bilimsel Yayınlar Yorum yaz  

Kızamık virüsü paramiksovirüs familyasına aittir. Bu familya ikiye ayrılır; ilki solunum sinktial virüstür ve çocuklarda ana solunum yolu patojenidir. Diğeri üç alt grupta incelenir: Parainfluenza virüsü (üst solunun yollarını tutar), Rubulavirüs (kabakulak virüsü) ve Morbillivirus (kızamık virüsü)‘dür.

Kızamık VirüsüParamiksovirüsler küresel kalın cidarlı, segmental olmayan negatif-dizilimli RNA genomuna sahiptirler. Heliks şeklinde nükleokapsülleri vardır ve bu kapsül iki tip tabakadan oluşmuştur. HN protein adındaki ilk tabaka (H=hemaglutinin, N=Nöroaminidaz) virüsün hücre zarına bağlanmasından, F proteini (füzyon) adlı ikinci tabaka virüsün viral replikasyonu gerçekleştirmek için hücre sitoplazmasına girişinden sorumludur. Hücre zarına reseptör aracılığıyla giren diğer grup virüslerden farklı olarak paramiksovirüsler hücre sitoplazmasına hücre yüzeyinin nötral pH’ından yararlanarak girerler.

Kızamık virüsü (MV) Morbillivirüs familyası içinde insanlarda hastalığa neden olan tek tiptir. Diğer virüsler hayvanlarda hastalık nedeni olurlar.

Kızamık virüsünün viral replikasyonu: Kızamık virüsünün reseptörü CD46 molekülüdür. Viral hemaglutine edici aktiviteye sahiptir. Nöroaminidaz aktivitesi vardır. Bu nedenle HN protein yerine H protein olarak adlandırılır. Virion’un hücre içine alımından bir füzyon proteini (F protein) sorumludur. Replikasyonu multinükleuslu büyük bir hücre oluşumu şeklindedir (sinkitum oluşumu).

Kızamık virüsünün patolojisi: Kızamık virüsü hapşırma ve öksürme ile oluşan solunum damlacıklarına temasla bulaşır. Virüsün enfeksiyon gücü çok yüksektir ve maruz kalanların hemen hemen tamamı hastalanır. Virüs, solunum epitelinde replikasyonunu başlatır ve buradan lenfatik organlara dağılır. Ateş yükselmesi ile başlar, üst solunum semptomları ve konjuktivitle devam eder. İki-üç gün sonra kırmızı mukoz membranlarda beyaz spotlar (koplik spot) ve daha sonra genel maküler kızarıklıklar baş alt ekstremitelere kadar yayılarak  devam eder. Bu kızarıklıklar göründüğünde hasta artık bulaştırma özelliğini kaybeder. Postenfeksiyoz ensefalomyelit nedeniyle major morbidite ve mortalite değerlendirilebilir, ancak bu 1/1000 vakada görülür ve bu durum kızarıklıktan yaklaşık 2 hafta sonra gerçekleşir. Kızamık otoimmun bir hastalıktır ve myelin proteinine karşı oluşan immun cevaptan kaynaklanır. Malnutrisyon veya başka hastalıkla birleşmesi enfeksiyonun çocuk mortalitesine neden olmasının ana faktörleridir.

Kızamık tanısı: Vakaların çoğunda Koplik spot saptanması ve laboratuarda antiviral antikor tayini ile tanı konabilir.

Önlem: Kızamık yaşam boyu immunite geliştiren bir çocuk hastalığıdır. Yıllardır aşısı vardır ve insidansı azalmıştır. Ancak zaman zaman immünite azalmasına bağlı yeniden enfeksiyon olabilir. Bu nedenle kızamık, kabalulak ve kızamıkçık aşıları kombinasyonu için iki doz önerilir. İlki 12-18. Ayda diğeri ise 4-12 yaşlarında yapılmalıdır.


NIFTY Test (Non Invasive Fetal Trisomy)

Bilimsel Yayınlar Yorum yaz  

Maternal Kanda Fetal DNA ile Trisomy Risk Analizifetus

Denge Tıp Laboratuvarları maternal kanda cell free fetal DNA (cffDNA) testini (NIFTY test=Non Invasive Fetal Trisomy ) yurt dışı bağlantılı olarak çalışmaya başladı.

Trisomy 21 yenidoğanlarda en sık karşılaşılan kromozomal anomalidir. Bu anomaliye erken gebelikte tanı koyulabilmesi için invaziv CVS veya amniyosentez yöntemleri kullanılmaktadır. Bu testler kesin tanı olanağı sağlasalar da, %1 civarında düşük gebeliğe neden olma riski taşımaktadırlar.

Alternatif olarak noninvaziv uygulanan NIFTY (Non Invasive Fetal Trisomy) test anne kanından yapılan laboratuvar risk analizlerine dayanmakta ve invasiv testler uygulanmadan önce gerçek yüksek risk endikasyonu veren gebeleri çok daha yüksek duyarlılıkla seçerek invaziv test gereksinimi minimale çekebilmektedir.

Erken gebelikte tanı testlerinden en gelişmiş olanı bile Trisomy 21’i %90 civarında, diğer anomalileri ise %50’den %85’e kadar değişen oranlarda doğrulukla ve yaklaşık %5 yalancı pozitif olarak vermektedir. Bu demektir ki sağlıklı bebek taşıyan her 20 anneden 1’i riskli bebek taşıdığı konusunda yanlış bilgilendirilebilmektedir.

Anne kanında cffDNA (cell free fetal DNA) ve cffRNA (cell free fetal RNA)’nın PCR ve MassSpektrofotometrik analizlerle kombine edilerek saptanması non invaziv prenatal tanıda kabul edilebilir sensitivite ve spesifite ile önemli bir yeniliktir. Genellikle yaklaşım cffDNA yönündedir. 2008 yılında Masif Paralel Sekanslama yöntemiyle cffDNA’nın polimorfik belirleyiciler kullanmaksızın Trisomy 21’i saptamasını olanaklı kılmıştır. Bu testin birçok farklı merkezde uygulanması ile doğru sonucu %90-100 sensitivite, %98-100 spesifite ile gösterdiği saptanmıştır. Bu çalışmalar merkezlerde 397’den 4664’e kadar değişen vaka sayılarıyla incelenmiştir.

NIFTY testin yaygın kullanımı pahalı olsa da hızlı teknolojik gelişmeyle bu maliyetler düşecektir.

Testin raporlama zamanı 3-4 gün olmakla beraber numunenin yurt dışına gönderimi ve raporlama süresi ile birlikte sonucu 10 günde verebilmekteyiz.

Bu testten elde edilen sonuçların siz sayın klinisyenler tarafından saptanan obstetrik bulgularla birleştirilmesiyle en doğru teşhise ulaşılabileceğinin bilincindeyiz.

Anne kanında yapılan belirteçlerle uygulanan tarama testleri ve ağırlıklı olarak cffDNA analizlerinin son gelişimi konusunda 20-22 Mayıs 2013 tarihinde Londra Wolfson Institude of Preventive Medicine’de yapılacak toplantı ve kursa Denge Laboratuvarları olarak katılacağımızı ve bu tarih itibarıyla sizleri yeni çalışmalar ve gelişmeler konusunda bilgilendireceğimizi belirtir, sağlıklı günler dileriz.

Saygılarımızla,

Doç.Dr.Selvin Aydın